Karbonhidrat eksikliğinde meydana gelebilecek sorunlar:

Enerji ihtiyacımızı karşıladığı için eksikliğinde yorgunluk ve halsizlik görülür.

Karbonhidratlar hangi besinlerde bulunur?

Özellikle tahıllarda yoğun olarak bulunur. Mısır, buğday, arpa ve yulaf başlıca karbonhidrat kaynağıdır. Baklagiller arasında yer alan fasulye, nohut, mercimek ve pirinç karbonhidrat bakımından zengindir.

Karbonhidratlar vücutta glikojen olarak depolanabilir. İhtiyaç duyulduğunda yakılarak enerjiye dönüştürülür.Bilindik bazı karbonhidrat çeşitleri glukoz, fruktoz, galaktoz, sakkaroz, laktoz, maltoz, nişasta, selülöz, glikojen’dir.

Yağların temin edilebileceği besinler;

Bitkisel ve hayvansal besinlerden yağ elde edilir.Ayçiçeği, zeytin, pamuk çekirdeği, ceviz, badem, fındık, fıstık, soya fasulyesi, susam gibi bitkisel besinlerde çok sebze ve meyvelere az miktarda yağ bulunur. Hayvanlardan ise tereyağı, balık yağı, kuyruk yağı ve iç yağı elde edilir.

Yağlar en yüksek miktarda enerji verici maddelerdir. Yağların yakılması ile birlikte ortaya enerji ve su çıkar.

Yutak: Besinlerin ağızdan yemek borusuna iletilmesini sağlayan yapıdır.

Yemek borusu: Kaslı yapısı sayesinde kasılıp gevşeyerek besinlerin yutaktan mideye iletilmesini sağlar.

Mide:Kasılma hareketleri ile besinler bulamaç haline gelir. Mide salgısında bulunan, sindirimi kolaylaştırıcı maddeler ile besinler daha küçük parçalara ayrılır. Midede proteinlerin sindirimi başlar.

İnce bağırsak: Yağların sindirimi ince bağırsaklarda başlar. İnce bağırsağa dökülen safra ve pankreas öz suları; yağ, karbonhidrat ve proteinlerin sindirimini tamamlar. Küçük moleküller haline gelen besinler, ince bağırsakların yapı birimi olan villuslardan emilerek kana geçer.

Kalın bağırsak: Kalın bağırsaklarda besinlerin sindirimi gerçekleşmez. Besinlerin içerisindeki vitamin, su ve mineraller sindirime uğramadan burada emilerek kana geçer.

Anüs: Atık maddeler anüs yoluyla vücuttan atılır.

Küçük parçalara ayrılan besinlerin kana geçmesi olayına emilim adı verilir. Karbonhidrat, yağ ve proteinler yapı taşlarına ayrıldıktan sonra ince bağırsaklarda emilime uğrarlar. İnce bağırsaklarda kana karışan besinler, kan yolu ile hücrelere taşınır. Besinler, hücre organellerinden olan mitokondrilerde kullanılarak enerjiye dönüştürülür. Enerji ise yaşamımızı devam ettirmemizi sağlar.

FİZİKSEL VE KİMYASAL SİNDİRİM

Vücudumuzda gerçekleşen sindirim, fiziksel ve kimyasal olmak üzereye ayrılır. Vücuda alınan besinlerin çiğneme ve kas hareketleri gibi etkilerle yüzey alanlarının genişletilmesi, küçük parçalara ayrılması olaylarına fiziksel sindirim denir.

Fiziksel sindirimde ağızda dişler, çiğneme yoluyla besinleri küçük parçalara ayırarak fiziksel sindirimi gerçekleştirir. Midede yer alan kaslar besinleri küçük parçalara ayırarak fiziksel sindirimi sağlar. Yağların fiziksel sindirimi ince bağırsakta başlar.

Besinlerin enzim adı verilen sindirimi kolaylaştırıcı sıvılar yardımıyla küçük parçalara ayrılmasına kimyasal sindirim adı verilir.

Ağızda tükürük salgısındaki bazı enzimler, karbonhidratların kimyasal sindirimini sağlar. Midede salgılanan mide öz suyundaki enzimler, proteinlerin kimyasal sindirimini başlatır.

Safra kesesinden bir kanal aracılığı ile ince bağırsağa dökülen safra sıvısı ve pankreastan bir kanal aracılığı ile ince bağırsağa dökülen pankreas öz suyu içerdiği enzimlerle ince bağırsaklarda karbonhidrat, yağ ve proteinlerin kimyasal sindirimini sağlar. Yağların kimyasal sindirimi ince bağırsakta
başlar ve tamamlanır.

Sindirim sisteminde gerçekleşen fiziksel ve kimyasal sindirim olayını şu şekilde özetleyebiliriz:

Ağız ==> Fiziksel sindirim + Kimyasal sindirim (Karbonhidratlar)
Yutak ==> Besinler değişime uğramaz.
Yemek borusu ==> Besinler değişime uğramaz.
Mide ==> Fiziksel sindirim + Kimyasal sindirim (Proteinler)
İnce bağırsak ==> Fiziksel sindirim + Kimyasal sindirim (Karbonhidratlar, yağlar, proteinler.)

Kimyasal sindirim, besin maddelerinin su ve enzimler yardımıyla yapı taşlarına kadar parçalanmasıdır.
Ağızda başlayan sindirim olayı devam ederken ince bağırsaklara doğru kimyasal sindirimin rolü artar.

sindirimAğız içinde, tükürük sıvısındaki bir enzim, karbonhidratların kimyasal sindiriminde görevlidir. Midede bulunan bazı enzimler proteinlerin kimyasal sindirimini başlatır. İnce bağırsaklarda ise karbonhidrat, protein ve yağların kimyasal sindirimi tamamlanır.

Safra kesesinden bir kanal aracılığıyla ince bağırsağa dökülen safra sıvısı yağları fiziksel sindirime uğratır. Yağlar, yağ damlacıklarına parçalanır. Yağ damlacıkları, pankreas öz suyundaki bir enzim aracılığı ile kimyasal sindirime uğrar. Yağ asitleri ve gliserole kadar parçalanır.

Bu parçalar ince bağırsaklarda emilerek kana karışır. İhtiyaç duyulan yapıya kan aracılığı ile taşınır.

Sindirim sisteminin sağlığını korumanın en önemli koşulu yeterli ve dengeli beslenmektir. Sağlıksız
beslenme, sindirim sistemi rahatsızlıklarına neden olur. Reflü, gastrit, ülser, ishal, bağırsaklarda gaz
sancıları sindirim sistemi hastalıklarındandır.

sindirim sistemini korumakSindirim sisteminin sağlıklı olabilmesi için:

  1. Çok sıcak ve çok soğuk besinler art arda yenilip içilmemelidir.
  2. Lokmalar iyice çiğnendikten sonra yutulmalıdır. Yemeğe çiğ sebze ya da meyve ile başlanmalıdır.
  3. Yemek sırasında ve hemen sonrasında fazla su içilmemelidir.
  4. Kafeinli ve asitli içeceklerden uzak durulmalıdır.
  5. Alkol ve sigaradan uzak durulmalıdır.
  6. Sindirim ağızda başlar. Bu nedenle ağız ve diş sağlığı, sindirim sisteminin sağlığı için önemlidir. Ağızdaki olumsuzluklar diş sağlığının bozulmasına, sindirimin olumsuz etkilenmesine neden olur.

Bu nedenle dişler her yemekten sonra en az iki dakika fırçalanmalıdır. Altı ayda bir düzenli olarak diş hekimine muayene olunmalıdır.

Yapılan araştırmalar günde üç öğün düzenli yemek yiyen, yeterli ve dengeli beslenen, spor yapan kişilerde sindirim sistemi hastalıklarına daha az rastlandığını ortaya koymuştur.

1.Böbrekler Kan içindeki atık maddelerin süzülmesini sağlayan organdır. Yararlı bulduğu maddeleri kanın yapısına geri katar. Tuz, su ve üre gibi vücut için fazla olan veya zararlı maddelerin süzülmesini sağlayarak idrarın oluşumu sağlar.

2.Üreter Meydana gelen idrarın idrar kesesine ulaşmasını sağlayan yapıdır.

3.İdrar Kesesi İdrarın biriktirildiği yapıdır.

4.Üretra Namı diğer idrar kanalı, idrarın vücut dışından atıldığı kısımdır.

Boşaltım olayında görevli, boşaltım sistemi organlarına yardımcı yapı ve organlar vardır.

yardımcı yapılar

Akciğerler, soluk vererek karbondioksit ve su buharını vücut dışına verir. Deri, terleme ile vücut için fazla olan tuz ve suyu vücut dışına atar.

Karaciğer: Proteinlerin sindirimi ile oluşan zararlı bir maddeyi daha az zararlı olan üreye çevirir.

Kalın bağırsak, su, safra ve besin artıklarını dışkı şeklinde vücuttan uzaklaştırır.

BOŞALTIM SİSTEMİNİN SAĞLIĞI

Böbreklerin vücuttaki en önemli görevi: zararlı maddeleri kandan süzerek vücuttan uzaklaştırmaktır. Bu görevin yanı sıra böbrekler vücutta tansiyonun düzenlenmesini sağlar. Kalsiyum mineral dengesini kontrol ederek D vitaminini aktif hâle getirir, kemiklerin daha güçlü olmasına katkıda bulunur.

Bazı durumlarda böbrekler görevini eksik yapar ya da yapamaz.

Böbreğin görevini eksik yapması ya da yapamaması böbrek yetmezliği olarak adlandırılır. Bugün ülkemizde 70 bin böbrek yetmezliği hastası bulunmaktadır. Bu sayı her geçen gün artmaktadır. Böbrek yetmezliği olan kişiler diyaliz makinesine bağlanarak yaşamlarını sürdürebilir.

Diyaliz işleminde hasta kişinin kanı süzülerek atık maddelerden arındırılır. Atık maddelerden arındırılmış kan, kişinin vücuduna geri verilir. Böbrek yetmezliği hastalığı uzun süre devam ederse son çare olarak böbrek nakline ihtiyaç duyulur.

Böbrek kanalları içerisinde oluşan mineral içerikli sert kitleler böbrek taşlarıdır. Bu taşlar kişide şiddetli ağrılara neden olabilir. Ailede böbrek taşı bulunan bireylerin olması, su tüketiminin az olması, hareketsiz yaşam koşulları böbrek taşı oluşumuna neden olabilir. Böbrek taşları lazer yöntemi ile kırılarak düşürülebilir. Düşürülemeyen böbrek taşları uzman doktorlarca ameliyatla alınabilir.

Bazı kişilerde böbrek rahatsızlıkları doğuştan olmasına rağmen bazı kişilerde olumsuz yaşam koşulları böbrek hastalıklarının nedenidir.

Boşaltım sisteminin sağlıklı olabilmesi için alınması gereken önlemler

boşaltım

    1. Sabahları uyanınca güne bir bardak su ile başlanmalıdır. Günlük düzenli ve yeterli miktarda su tüketimi, böbrek yetmezliği hastalığının önlenmesinde önemlidir. Su, böbrek taşı olan hastalarda taşın düşmesine yardımcı olur. Çok su içmenin böbrekleri yorduğu yargısı yanlıştır.
    2. Boşaltım sistemi sağlığı için vücut temizliğine dikkat edilmeli, özellikle ayaklar soğuktan korunmalıdır.
    3. Baharatlı yiyecekler, asitli içecekler fazla tüketilmemelidir.
    4. Tuz, vücutta tansiyonun yükselmesine (hipertansiyona) neden olur. Yüksek tansiyonu dengelemeye çalışan böbrekler bu durumdan zarar görür. Bu nedenle tuz tüketimi böbrekler için çok zararlıdır. Ülkemizde hipertansiyonun görülme sıklığı % 30,2’ dir. Böbrek yetmezliği hastalarının %37,4’ünde hastalığın ana nedeni hipertansiyondur. Bu rahatsızlıkları önlemek için günlük tuz tüketimi 6 gramı geçmemelidir.

Bazı belediyeler, tesislerinde ürettikleri unlu mamullerde tuz miktarını azaltarak vatandaşlarımızın sağlığına katkıda bulunmaktadır.

Türk Böbrek Vakfı gibi bazı vakıf ve kuruluşlar yayınları ile toplumu bilinçlendirerek sağlıklı yaşam hakkında vatandaşları bilinçlendirmektedir.

Göçmen kuşları ve kış uykusuna yatan hayvanlar vücutlarına bol bol yağ depolarlar. Yaz ve bahar aylarında yedikleri besinler ile vücutlarına büyük oranda yağ toplarlar. Hatta kış uykusundan uyandıklarındaki ağırlıklarının iki katı olurlar. Bu onların yaşama tutunması için gerekli bir durumdur.

Örneğin göçmen kuşları kıtalar arası uçuşlar yapmaktadır. Bu oldukça büyük bir enerji gerektirir. Enerji verici besinlerin başında ise yağ gelmektedir. Yağın sindirimi ile protein ve karbonhidrata göre çok daha fazla enerji elde edilir. Ayrıca yağların sindirimi ile ortaya suda çıkmaktadır. Bu sayede göçmen kuşları uzun süre uçabilmektedir.

Aynı şekilde kış uykusuna yatan hayvanlarda bu sayede kış aylarında hiç acıkmadan yaşamlarını sürdürebilirler. Ancak yağların yakılması sonucunda büyük oranda kilo kaybederler. Bu yüzden bu canlılar yaz aylarında beslenmelerinde seçici olurlar. Yağ oranı yüksek besinleri tüketmeye özen gösterirler.

Örneğin kutup ayıları zorlu kışları çıkarmak için fok balığı tüketirler. Çünkü fok balıkları yağ bakımından oldukça besleyicidir.

Vücudumuzu ayakta tutan iskeletimizde birçok kısa kemik bulunmaktadır. Kısa kemiklerin en çok bulunduğu noktalar ise ellerimiz ve ayak parmaklarımızdır. Kısa kemiklerin vücutta hangi noktalarda bulunduğunu gelin birlikte inceleyelim.

Genel bir sınıflandırma yapıldığında kısa kemikler vücutta üç noktada bulunurlar. Ellerimizde bulunan parmaklarımızda yer alan kemikler kısa kemik sınıfına girerler. Kısa kemiklerin bulunduğu diğer bir nokta ise ayak parmaklarımızdır. Kısa kemiklerin yer aldığı son nokta ise omurlarımızdır. Vücudumuzda tek bir kısa kemik vardır ki çok özeldir ve oda kulağımızda bulunur.

Kısa kemikler boy ve en bakımından benzer özellik gösterirler. Kemiklerin dışı bir zar ile kaplanmış olup aşınması engellenmiştir. Dışı kaplayan bu zar kemik zarıdır. İç kısımda çelik kadar sert olan kemik bulunur. Ve en iç kısımda ise süngerimsi bir doku vardır.

kısa kemikler

El ve ayak parmaklarımızdaki kemikler kısa kemiklerdir

Süngerimsi doku içerisinde ilik dediğimiz kırmızı bir yapı bulunur. Kısa kemikleri uzun kemiklerden ayıran en önemli özellik ise kemik kanalının bulunmamasıdır.

Kısa kemiklerin genel özelliklerini maddeler halinde yazacak olursak;

Boyu, eni ve genişlikleri birbirlerine benzerdir.
Kemik kanalı bulunmaz ve solgun iliğe sahip değillerdir.
Omurga, el ve ayak parmaklarındaki kemikler kısa kemiklerdir.

İğne yapraklı olarakta bilinen bu bitki türleri ekolojik sistemde oldukça yaygındır. Bitkiler dünyasında Pinopsida gurubuna dahildirler. Çevremizde en sık olarak gördüklerimiz ise çam, ladin, ardıç, göknar, sedir ve selvi ağaçlardır. Bu bitki türlerinin geneli kış aylarında yapraklarını dökmezler. Örneğin çam ağaçları tüm yıl boyunca yapraklıdırlar.

Metabolizmalarındaki atık maddeleri köklerini kullanarak, terleme yaparak ve yıl boyunca yaprak dökerek yaparlar. Bu ağaç türleri her zaman eski yapraklarını dökerek yerine yeni yaprakları yetiştirirler. Özellikle bahar ve yaz aylarında bu durum en belirgin şekilde meydana gelir.

İğne yapraklı bitkilerin özelliklerine göz atacak olursak;

  • Yapılarında genel olarak reçine yer alır.
  • İğne yapraklı bitkiler tohumlarını uçuşmaları için kanatlı olarak doğaya bırakırlar.
  • Çiçeklerindeki çenek sayısı 2-18 arasındadır.
  • Her yıl yeni kozalaklar oluştururlar.
  • Çiçek yapılarında genel anlamda ya bir evcik yada iki evcik bulunur.
  • Oluşturulan kozalakların dış yüzeyi sert kabuk yada pulludur.
  • Yaprakları uzunsu sivri yada pul şeklindedir. Bu nedenle iğne yapraklı adını almışlardır.
  • Dal yapısı monopoldür.

İğne yapraklılara bazı örnekler;

iğne yapraklı bitkiler

Çam ağacı iğne yapraklı bitkilere verilebilecek en güzel örnektir.

Egzersiz yapmanın insan sağlığı için oldukça önemli olduğunu birçoğumuz duymuşuzdur. Peki neden ve niçin egzersiz yapmalıyız bu konu hakkında bilgi vereceğiz.

Egzersiz yapmak vücudumuz için oldukça faydalı bir durumdur. Egzersizin en bilindik faydası ise tansiyonun sabit kalmasını ve normal düzeyde olmasını sağlamaktır. Bir başka faydasına değinecek olursak kalbimizin güçlenmesine ve sağlıklı çalışmasına yardımcı olur. Yapılan bu sportif faaliyetler kanın damarlarda pıhtılaşmasını engelleyerek sağlıklı bir şekilde akışını sağlamaktadır.

Ülkemizde yaygın olarak görülen şeker hastalığının önlenmesinde egzersiz önemli rol oynar. Yapılan bu sportif faaliyet ile kişinin kas yapısını güçlenir ve daha çok oksijen vücuda alınır. Kişi bu sayede formda kalarak kilo almaktan da kurtulmaktadır. Obezitenin dünya çapında önemli bir sorun olduğunu düşünürsek ne kadar önemli olduğunun farkına varırırz.

Egzersiz sayesinde vücut metabolizması sağlıklı bir şekilde çalışarak beden ve ruh sağlığının korunmasına yardımcı olur. Bu nedenle kişi kendini mutlu hissetmektedir. Ayrıca spor yaparak yaşlanmanın önüne geçebilir her zaman dinç ve dinamik görünebiliriz.

Son olarak bu faydalarının yanı sıra egzersiz yapmak bizi her açıdan korur. Bu nedenle sağlıklı bir yaşam sürmek istiyorsak egzersiz yapmalıyız.

Canlıların beslenmeye ihtiyaç duyması kadar doğal bir şey yoktur. Çünkü canlıların tümü enerji üretmeye bunu kullanmaya mecburdular.  Beslenme varlıkların enerji ihtiyacını karşılamak için besinleri vücut içerisine alarak çeşitli yollar ve metabolizma olayları ile parçalayarak vücut yapısına katma olayıdır.

Organları oluşturan hücrelerin tümü işlevlerini yürütmek içinse mutlaka enerjiye ihtiyaç duyarlar. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere tüm canlı varlıklar ihtiyaçlarını karşılamak için beslenmeye ihtiyaç duyarlar. Bu nedenle canlıların ortak özelliklerinden biri de beslenme faaliyetleridir.

beslenme

Canlıların tümü beslenmeye ihtiyaç duyarlar

Konu hakkındaki yorumum ise şu şekildedir. Bizler beslenmez isek hiçbir şey yapmak istemeyiz ve kendimizi halsiz hissederiz. Tıpkı bizler gibi vücut hücreleri de bu şekilde düşünürler ve işlevlerini yerine getirmezler. Ama sabahları iyi bir kahvaltı yaptığımızda kendimizi fişek gibi hissederiz. İşte beslenmenin gözle görülür en iyi farkı budur.

Nasıl ki insanlar çalışmak için belirli aralıklarla yemek yiyorlar, arabalar yol almak için mazot tüketiyorlarsa tüm canlılar hayatta kalmak ve işlevlerini yerine getirmek için mutlaka beslenmeye ihtiyaç duyarlar. Aksi halde deposu boş bir araba gibi çalışamaz ve yol alamayız.

Kısaca özetlemek istersek canlı varlıklar yaşamlarını sağlayan faaliyetleri sağlamak için enerjiye ihtiyaç duyarlar. Bu enerjiyi de ancak beslenerek sağlarlar.