Günlük yaşantımızı sürdürebilmemiz enerjiye bağlıdır. Vücudumuzda geçen tüm tüm yaşamsal olaylar için enerjiye ihtiyaç duyarız. Yürümek, yemek yemek, kitap okumak, araştırma yapmak, bir eşyayı kaldırmak hatta uyumak için bile enerjiye ihtiyacımız vardır.

Bu şekilde sağlanan enerji, yaşamsal faaliyetleri sürdürmek ve iş yapmak için kullanılır. Günlük yaşantıda kullandığımız araçların çalışabilmesi için enerji gereklidir. Rüzgar türbinleri, rüzgarın itme kuvveti ile çalışırken otomobiller, benzin gibi yakıtların motor sistemlerinde yakılmasından sağlanan enerji ile çalışır.

Enerji kısaca iş yapabilme yeteneğidir. Bir iş yapılıyorsa mutlaka enerji harcanıyordur. Ancak enerji harcanması, iş yapıldığı anlamına gelmez. Örneğin bir halterci, çok enerji harcasa da halteri kaldıramayabilir ve iş yapmamış olur. Ancak halteri kaldırdıysa enerji harcamış ve iş yapmış olur.

Enerji, iş yapabilme yeteneği olduğundan enerji ve işin birimleri aynıdır. Enerji birimi Joule’dür ve J ile gösterilir. Enerji genel anlamda kinetik ve potansiyel enerji olmak üzere iki başlık altında incelenir.

Kinetik Enerji

iş ve enerji kavramlarıHareketli tüm varlıklar enerjiye sahiptir. Denizdeki dalgaların, esen rüzgarın, akan suyun, koşan çocuğun hareketlerinden dolayı sahip oldukları enerji kinetik enerji olarak adlandırılır. Kinetik enerjinin büyüklüğünü sürat ve kütle olmak üzere iki faktör etkiler.

Aynı marka ve modelde iki araba düşünelim. Birisinin sürati 30 km/h iken diğerinin sürati 60 km/h olsun. Sürati 60 olanın kinetik enerjisi daha büyüktür. Eşit kütleli varlıklardan sürati büyük olanın enerjisi daha büyüktür.

Süratlari aynı olan bir otomobil ve kamyonu karşılaştırdığımızda ise kamyonun kütlesinin daha büyük olması nedeniyle kinetik enerjisinin daha büyük olduğunu söyleyebiliriz. Cismin kütlesi arttıkça kinetik enerjisi de artar.

Potansiyel Enerji

Bazı cisimler, konumlarından dolayı iş yapabilme yeteneğine sahiptir. Cisimlerin konumlarından dolayı sahip oldukları enerjiye potansiyel enerji denir.

Belirli yükseklikte bulunan cisimler, yer çekimi kuvvetinin etkisi ile çekim potansiyel enerjisine sahip olurlar Örneğin bir ağaç üzerindeki elmanın potansiyel çekim enerjisi vardır. Elma dalından koparak yere düşerse bu enerjisini kaybetmiş olur.

Barajlarda bulunan su, çekim potansiyel enerjisine sahiptir. Baraj kapaklarının açılması ile birlikte yüksekten akan sular potansiyel enerjisini artık kinetik enerjiye çevirmiş olur.

Cisimlerin sahip oldukları çekim potansiyel enerjisi yükseklik arttıkça artar. Farklı yükseklikte bulunan özdeş cisimler kum üzerine bırakıldığında, yüksekte bulunanın kumda daha derin iz bıraktığı görülür.

Cisimlerin sahip oldukları çekim potansiyel enerjisi ağırtlık arttıkça artar. Aynı yükseklikte bulunan farklı ağırlıktaki cisimler kum üzerine bırakıldığında, ağırlığı fazla olanın kumda daha derin iz bıraktığı görülür.

Potansiyen enerji sadece yükseklik sayesinde kazanılmaz. Esnek cisimlerde, esneklik potansiyel enerjisi bulunur. Yay gibi esnek cisimler enerji depolayabilir. Esnek cisimlerin, sıkışma ve gerilmesi sonucunda sahip oldukları enerjiye esneklik potansiyel enerjisi adı verilir.

Kurmalı saatler içerisinde yay bulunur. Kurma işlemi ile yay sıkıştırılır. Çalar saatlerde zamanı gelince yay serbest kalır, yaydaki esneklik potansiyel enerjisi, kinetik enerjiye dönüşür ve saat çalar. Yaydaki sıkışma miktarı arttıkça esneklik potansiyel enerjisi artar. Yay açılarak da yayda esneklik potansiyel enerjisi depolanabilir.

Kütle ve ağırlık farklı kavramlardır, birbirine karıştırılmamalıdır. Kütle değişmeyen madde miktarı, ağırlık ise Dünya’nın cisimlere uyguladığı çekim kuvvetinin ölçüsüdür.

Kütle, eşit kollu terazi ile ölçülür ve birimi kilogram ya da gram (g) dır. Ağırlık ise dinamometre ile ölçülür ve birimi Newton’dur.

Eşit kollu terazi ile kütlesi 1 kg ölçülen cisim, dinamometre ile ölçüldüğünde ağırlığı yaklaşık olarak 10 N bulunur. Bu durumda Dünya üzerindeki cismin ağırlığı, kütlesini yaklaşık 10 katıdır.

Bir cismin kütlesi bulunduğu yere göre değişmez ancak ağırlık, yer çekimi kuvvetine göre değişir. Bir cismin ağırlığı, Dünya’nın şekli kutuplardan basık olduğundan kutuplarda en çok, ekvatorda en az ölçülür.

Ay’daki çekim kuvveti, Dünya’dakinin 1/6’i kadardır. Dünya’da ağırlığı 6N ölçülen bir cisim, Ay’da 1 N olarak ölçülür. Dünya ve Ay örneğinde olduğu gibi diğer gök cisimlerinde de cisimlere uygulanan kütle çekim kuvveti farklıdır. Örneğin Dünya’da 1 kilogramlık cisme etki eden kütle çekim kuvveti 9.81 N iken, Jüpiter’de bu değer 23.3 N’dur.

Dünya yüzeyinden uzaklaşıldıkça Dünya’nın cisimlere uyguladığı kütle çekim kuvveti azalır. Dünya’dan Ay’a doğru yol alan bir cismin Dünya’nın yörüngesinden çıkana kadar ağırlığı azalır. Belli bir noktadan sonra cisme, Ay’ın çekim kuvveti etki etmeye başlar.

Ağırlık neden bir kuvvettir?

Cisimlerin yer düşmesi onlara bir kuvvetin etki ettiğini gösterir. Dünya, yeryüzündeki tüm varlıklara çekim kuvveti uygular. Bu çekim kuvveti yer çekim kuvveti adını alır.

Yer çekim kuvveti Dünya’nın her yerinde, yerin merkezine doğrudur. Bir cisme etki eden yer çekim kuvvetine ağırlık denir.

Cisimlere etki eden kuvvetlerin dinamometre ile ölçüldüğünü daha önce öğrenmiştik. Ağırlık da bir kuvvet olduğundan bir çeşit dinamometre olan yaylı terazi ile ölçülür. Birimi Newton’dur. “N” ile gösterili. Günlük hayatta kullanılan el kantarı, kütle ölçecek şekilde bölmelendiğinden ağırlıda ölçebilir.

 

Bu mızda münazaranın ne olduğu nasıl hazırlandığı ve nasıl yapıldığı hakkında bilgiler bulabilirsiniz. Herhangi bir konu üzerinde zıt düşüncelerin karşılıklı olarak savunulmasına münazara adı verilir.

Münazarada asıl önemli olan savunmadır. Taraftarı az olan bir düşünce, iyi savunulduğu zaman çok kişi tarafından takdirle karşılanabilir. Burada önemli olan durumu iyi anlatabilmekten geçer.

Münazarada etkili savunmanın önemli olması kadar, belirli bir zaman içerisinde konuşmak da oldukça önemlidir. Bu nedenle konuşma yapacaklara eşit olacak şekilde zaman dilimleri verilmelidir. Bu zaman, genellikle 5-15 dakika arasında olmalıdır. Ayrıca, münazarayı izleyen grup da burada oldukça önemlidir.

Jürinin, değerlendirmede dikkat edeceği özellikler:

a) Türkçeyi kullanma gücü. (Diksiyon, vurgu, tonlama, kelime hazinesi, cümle kurma vb.)
b) El, kol ve yüz hareketlerini yerinde kullanma.
c) Savunmada inandırıcı olma. (Belgeler, istatistiki bilgiler, resimler, gazete ve dergi haberleri, güncel olaylarla örnekleme vb.)
ç) Konuşmacıların fiziki özellikleri. (Temiz ve düzenli kıyafet, saç, sakal tıraşı vb.)

Örnek münazara konularından bazıları şunlardır.
– Bir toplumun gelişmesinde sinema mı, tiyatro mu etkilidir?
– Çok gezen mi çok bilir, çok okuyan mı?
– Toplumun ilerlemesinde kadın mı, erkek mi daha önemlidir?
– Uygarlığın gelişmesinde sanat mı, bilim mi önemlidir?
– Başarıya ulaşmak için zeka mı, çalışmak mı önemlidir?
– Savaşta bilgi mi üstündür, kılıç mı ?

Bunlar gibi verebileceğimiz daha bir çok konu bulunmaktadır. Bunlardan bir tanesini seçerek bir münazara hazırlayabilirsiniz.

Eğitimde ailenin öneminden bahsedecek olursak. Aslında çocukların eğitimi ve öğretimi boyunca aileye yani anne ve babaya önemli görevler düşmektedir.

En baştan başlayacak olursak çocuk ilk okula başlarken gitmek istemez, ağlar bir türlü okula alışamaz. Burada anne ve baba çocuğa okulun önemini anlatarak ona bu konuda tüm desteğini sağlar. Anne baba daha yolun başındayken bu zorlukla karşılaşır.

Çocuk biraz daha büyüdükçe okulun yada eğitimin önemini anladıkça işler daha da kolaylaşmaya başlayacaktır. Ama burada ailenin tutumu yine önemlidir. Çocuğun başarılı olamadığı dönemlerde cezalandırma yoluna gitmek yerine ona doğru çalışmayı öğretmek en doğru davranış biçimidir.

Çocuğunuzun eğitiminde aileye düşen görevler vardır. Bunlardan bazılarını sayalım.
– Çocuğunuzu asla bir başka çocukla kıyaslamayın yada yarıştırmayın.
– Koymuş olduğunuz kurallarda kararlı olunuz asla taviz vermeyiniz yada yumuşamayınız.
– Her şeyin aşırısının ona zarar vereceğini unutmayın. Bunlar aşırı sevgi, aşırı disiplin, aşırı hoşgörü vb şeyler.
– Başarı gösterdiğinde onu takdir etmeyi unutmayın.
– Ceza vermek yerine ona teşvik edici hareketlerde bulunun.

Bunlar çocukların yıllar boyu süren eğitiminde kilit rolü olan durumlardır. Siz doğru hareket eden bireyler olarak çocuklarınızı da tavırlarınızla yada davranışlarınızla doğru yola teşvik edin.

Atatürkün en önemli ilkelerinden biri olan Devletçilik adından da anlaşılacağı gibi devletin güçlenmesini ve kalkınmasını hedeflemiştir. Devletçilik ilkesinin benimsenmesinin temel nedeni özel sektörün yatırım yapmadığı ve halkın ihtiyacı olan unsurların devlet desteği ile sağlanması hedefidir.

Bu sayede toplum en iyi hizmeti her kurumdan alacak ve modern, çağdaş bir seviyeye ulaşılacaktı. Özel sektör kar oranı düşük ve maliyetli alanlara yatırım yapmadığı için devletçilik ilkesi gereği devlet bu sektörlere adım atıştır. Örneğin ülkemizdeki ilk ticari kuruluşlardan biri olan Sümerbank ve Merinos devletçilik ilkesi gereği kurulmuştur.
ataturk-2
Devletçilik ilkesinin uygulamaya konulmasını sayesinde pamuk, tekstil ve tarım ürünleri bu iki kuruluş sayesinde değerlendirilmeye başlamış daha sonra bu alanlar özel sektör ile rağbet görmüştür. Devletçilik ilkesinin temel amacı hem bireyin hemde devletin kazandığı ekonomik ve iktisadi açısından güçlü bir Türkiye yaratmaktır.

Günümüzde hala devletçilik ilkesi ülkemizde kullanılmaktadır. Örneğin devlet tarafından yaptırılan özel otoyollar, demiryolları bu alana en güzel örneklerdir. Daha sonra bu faaliyetler özelleştirilerek kurumlara devredilir. Bu sayede toplumun en iyi hizmeti alması sağlanmış olur.

mıza sesin ne olduğunu ve teknolojideki kullanım alanları hakkında bilgiler vererek başlayalım.

İlk olarak ses nedir bu sorunun cevabını öğrenelim. Ses kulağımızın duyabileceği titreşimlerdir. Ayrıca ses, havada ve suda dalgalar halinde yayılır ve bu dalgalar herhangi bir cisme çarparsa geri döner.

Eğer yeteri kadar bilgi ve teknolojiye sahipseniz, dönen bu dalgalardan bu cisim hakkında çeşitli bilgiler elde edebilirsiniz. Bu bilgiler dalga kaynağının sizden ne kadar mesafede olduğu, cismin büyüklüğü ya da hangi yöne hangi hızla hareket ettiği gibi bilgiler olabilir.

Ses ve basınç dalgalarını kullanarak cisimlerin yerini tespit etmek teknolojisi 20. yüzyılda geliştirilmiştir. Bu teknoloji, ilk olarak savaşta kullanılmak amacıyla geliştirilmişse olsa da günümüzde batık gemilerin yerlerini belirlemek veya deniz dibi haritalarının çıkarılması gibi amaçlarda da kullanılmaktadır.

Sesin teknolojide kullanım alanının başında sonar teknolojisi gelmektedir. Yarasa sonarı sistemi, denizin içinde bulunan denizaltıları tespit etmek için kullanılan bir yöntemdir.

Bir diğer kullanım alanı Ultrason dur. Ultrason ses dalgalarından yararlanarak görüntüleme sağlayabilen bir yöntemdir. Buradaki ses dalgaları yüksek frekanslı ve insan kulağının duyamayacağı kadar küçük ses dalgalarıdır.

Ultrasonun çalışma prensibi ise ses dalgalarının doku ve organlardan farklı şekilde yansıması özelliğine dayanmaktadır. Tıbbın sadece kadın hastalıkları ve doğum dalında değil neredeyse bütün branşlarında kullanılan çok iyi bir görüntüleme tekniğidir.

Bu mızda sizlere Karahanlı Devleti hakkında bilgi vereceğiz. Karahanlılar 840 ile 1212 yılları arasında varlığını sürdüren Türk İslam devletidir. Batı Türkistan ve Maveraünnehir bölgeleri arasında kurulmuştur.

Karahanlı Devletinin en önemli hükümdarları Bilge Kül Kağan, Satuk Buğra Han ve Yusuf Kadir Handır. Karahanlı devletinin en önemli özelliği ilk Türk İslam devleti olarak bilinmesidir. Abbasilerin Çinliler ile yaptığı Talas Savaşı’nda yardım eden Türkler Karahanlı Devleti kurulmasını sağlamıştır.

Karahanlı Devleti Satuk Buğra Han zamanında Müslümanlığa kitlesel katılımlar başlamıştır. İlk Türk devletlerindeki hakimiyet anlayışı Türk İslam döneminde de devam etmiştir. Yani ülke hanedanın ortak malıdır. Karahanlılarda devletin başında Hakan unvanlı bir hükümdar bulunurdu. Ülke doğu ve batı olarak idare edilirdi.

Karahanlı Devleti Türk -İslam sentezini başlatan devlet olmuştur. Ulusal kimliklerini kaybetmemiş korumak için büyük mücadele vermişlerdir.

Karahanlı Devleti hakkında verebileceğimiz en önemli bilgilerden biri de İslami dönemin ilk edebi eserleri bu zamanda ortaya çıkmıştır.VE bir önemli bildi de Türkçeyi kullanan bir devlet olarak Karahanlı Devleti her alanda Türkçe’ yi kullanmak için gayret göstermişlerdir.

Kış aylarında soğuk havalarda içme suları genellikle donarak buz haline gelir. Fakat deniz sularında herhangi bir donma söz konusu olmaz. Bu insanlara geçmişten günümüze kadar ilginç gelmiştir. Peki deniz suları nasıl oluyor da donmuyor hiç düşündünüz mü?

Tatlı sular yani içme suyumuz üstten başlayarak alta doğru sıfır derece ve altındaki sıcaklıklarda donarak sıvı halden katı hale dönüşür. Ancak deniz sularında herhangi bir donma söz konusu olmaz. Ancak kutuplar gibi soğuğun çok yüksek olduğu yerlerde deniz sularında donma görülür. Bunun nedeni deniz suyunun tuzlu olmasıdır. Tuz suyun donma noktasını daha da aşağılara çekerek donmasını engeller. Örneğin normalde su 0 derecede donuyorsa tuzlu su -20, -25 derecelerde donmaktadır.donma
Bu sayede denizlerde donma olayı görülmez ve hayat devam eder. Ancak kutuplar gibi sıcaklığın -40,-50 derece olduğu yerlerde deniz sularının donduğu görülür.

Ayrıca su neden yukarıdan donar merak edenler için açıklayalım.

Suyun üst tabakası yani üstü havayla temas eden ilk noktadır. Bu nedenle suyun sıcaklığının en düşük olduğu nokta su yüzeyidir. Bu yüzden su üstten donar. Aksi halde alttan donmaya başlasa tüm balıklar ve su canlıları suyun yüzeyine çıkarlardı. Ancak bu durumda buzun altında yaşamlarına devam ederler.

Kullandığımız birçok taşıt üzeride akü adı verilen bir cihaz taşır. Peki bu aküler ne işe yarar ve içindeki sıvı ve metaller nelerdir? Bir otomobilin elektrik enerjisini karşılamak için üretilen aküler birer güç kaynağıdır. Birçok araç aküsü olmadığı zaman çalışmaz.

Elektrik enerjisini kimyasal enerji olarak depo eden akümülatör bu enerjiyi ihtiyaç anında elektrik enerjisine çevirerek araca verir. Her araçta akü bulunur ve aracın kendisinin ve tesisatının çalışması için gerekli olan enerjiyi sağlar.

Yapısı oldukça ilginç olup bir devrimdir. Akülerin iç yapısı nasıldır?

12 Voltluk bir akü içerisinde seri olarak bağlanmış 6 eleman bulunur. Her eleman ise genellikle 4 parça pozitif 5 parça negatif plakadan oluşur. Plakalar kurşundan yapılmış olup pozitif plakalar kurşundioksit negatif plakalar ise saf kurşun içerir.

Taşıtlarda kullanılan akülerin içerisindeki sıvı ise %39 Sülfürik asit %61 saf su çözeltisi bulunur. Akülerin bakım gerektirenleri olduğu gibi bakım gerektirmeyen türleride vardır.