Bu kompozisyon yazımız “Düşlerinizi kovmayın, çünkü onlar gidince siz kalırsınız ama artık yaşamıyorsunuz demektir” sözüyle ilgili olacak.

İnsan hayatında düşleri ve hayalleri önemli rol oynar. Bu düşlerimiz ve hayallerimiz bizlerin hedefler edinmesini ve bu yolda başarılı olmamızı sağlarlar. Bu nedenle yaşamımız için önemli bir yer tutarlar. Bir insanın hedeflerinin var olabilmesi için onunla ilgili düşler kurabilmelidir. Kendimizi düşündüğümüzde şöyle bir örnek verebiliriz.

Bizler öğrenci olarak iyi bir eğitim alarak başarılı bir meslek sahibi olmayı düşünürüz. Kimimiz doktor olmayı, kimimiz pilot olmayı hayal eder. Bu göreve geldiğimiz zaman gökyüzünde bulutlarla dans etmek bir pilot olarak en büyük hayalimizdir. Bir doktor olarak ise hastalara yardım etmek ve onların iyileşmesini sağlamak, onların yüzündeki yaşama sevincini görmek bizim düşümüzdür.

İşte bu güzel düşler ve hayaller bizim daha çok çalışarak hedefimize ilerlememizi sağlar. Eğer hayallerimizi kovar ve onlardan vazgeçersek hedefimize ulaşmak için en büyük desteğimizi kaybetmiş oluruz. Hayatta başarılı olamaz bir başa kalırız.

Tüm bu nedenlerden dolayı hayallerimize, düşlerimize sıkı sıkı sarılıp yaşama tutunmalıyız.

Atalarımız ne güzelde söylemiş çoğu zarar, azı karar diye. İşte bu atasözümüzle ilgili kısa bir kompozisyon yazısı hazırladık.

Neden Zararlı?

İnsan hayatında her zaman daha fazlasına sahip olmayı ister. Çünkü doyumsuz bir istek her bireyin içinde yer almaktadır. Mühim olan yaşamımızda bunu ne kadar kontrol edebildiğimizdir. Daha çok para kazanmak, daha yüksek not almak veya çok daha fazlasını yemek gibi birçok isteğimiz olur.

Ne yazık ki bizler aslında her şeyin fazlasının bizler için zararlı olduğunun farkına bile varamayız. Yediğimiz yemeklerden örnek vermek gerekirse bazı insanlar yaşamak için yerken bazıları da yemek için yaşar. Çok fazla yemek yediğimizde vücudumuz enerjisini karşılayacak besini kullanır artanını vücutta depolar. Bu durumda zamanla bireyde aşırı kilo ve bununla birlikte birçok hastalık zamanla görülür. Oysa ki vücudumuzun ihtiyaçlarını karşılayacak kadar beslensek sağlıklı bir bünyeye sahip oluruz.

Yada daha fazla para kazanma isteğine sahip olan bir birey düşünün. Bunun için çok daha fazla çalışıp daha büyük emekler vermesi gerekir. Böylece yaşamından, sosyal hayatından ödün verir. Kendisine, ailesine ve çevresinden giderek uzaklaşır. Zamanla sağlık sorunları gelir.

Bizler güzel bir yaşam sürmek için azla yetinmeyi, ihtiyaçlarımızı karşılayacak kadar çabalamayı ve elimizdekilerle mutlu olmayı bilmeliyiz. Ancak bu şekilde güzel bir hayat bizim olur.

Ben gökyüzünde süzülen kuşlar gibi pilot olmak istiyorum. Masmavi göğün beyaz bulutları arasında süzülen, yeryüzünü ayaklar altına alarak uzaktan seyreden bir pilot olmalıyım. Dostuma güven veren düşmanıma korku salan bir uçağım olsun.

Öyle ki bu uçakla kim isterse onun yanına bir an önce gideyim ve yardımına koşayım. Beni gördüklerinde sevinsinler, kim bu hızlı pilot desinler. Öyle ki beni gördüklerinde en az benim kadar heyecanlı olsunlar.

Dünyanın her yerini kuş bakışını izlemek ne kadar da güzel olurdu kim bilir. İstediğim yere çabucak giden, yardıma ihtiyaç duyanlara yetişen hızlı bir pilot olmak benim hayalim. Yıldızlara yakın olmak evreni bulutlar içinde izlemek ne kadar da güzeldir. Yanıma en sevdiğim kişileri alıp, onlara eşsiz bir heyecan veren pilot olmak benim hayalim.

Ben pilot olmalıyım. Martılara eşlik eden, kartallarla yarışan ve bir kırlangıç gibi gülümseten türden.

Bu kompozisyon ilk okul 4. sınıf öğrencisi Arzu Yıldırım’a aittir.

Uçaklar ulaşımda kullandığımız önemli bir ulaşım aracıdır

Toplu ulaşım araçlarından biri olan uçak

Gökyüzünde süzülen, bulutlarla dans eden bir pilot olmayı kim istemez ki. Karada olan herkesin o pilotu ibretle izlemesi ve onun yerinde olmayı arzulaması kadar doğal bir şey yoktur. Özgürce uçabildiğin, dilediğince hız yapabildiğin gökyüzünün şahinlerinden biri olmayı hepimiz isteriz.

Pilotluk sadece savaş için değil, yolcu taşıma, yardım götürme, arama ve kurtarma, nakliye gibi birçok alanda yapılır. Günümüzde kargo uçakları ile yükler taşınırken, helikopterler ile sağlık yardımı, ihtiyaç malzemesi gibi ürünler götürülmektedir.

Uçak ile seyahat etmek giderek yaygınlaşmakta. İnsanlar artık uzak ülkelere bile uçaklar ile kısa zamanda gidebiliyorlar. İnsanları ulaşma istediği noktaya götüren, yada bir hastayı zorlu koşullarda alıp hastaneye götüren pilot olmak hayallerimizden biri olabilir.

Bu asil görevi edinmek isteyen geleceğin pilotları biz çocuklar hedeflerimize emin adımlarla ilerlemeliyiz.

İnsanların bilim ve sanat konusunda ne kadar önem vermeleri gerektiği konusunda söylenmiş en güzel sözlerden biri bence. Çünkü ilim sayesinde insanlık daha refah bir konumda yaşayabileceği gibi türlü sorunlarına da çözümler üretebilecektir.

İlim günümüzde var olan bütün hastalıkların çözümü olabilir. Aynı zamanda ilim sayesinde bir bilim adamı dünyamızı daha iyi anlayacak ve yaratanın mucizelerini görecektir. İşte bu nedenle her birimiz hayatımız boyunca teknolojiyi kullanarak ilimden yararlanmalıyız.

Ünlü düşünürler ve din adamları ilim öğrenilmesi konusunda çeşitli sözler söyleyerek bu konuya dikkat çekmiştir. İşte bazı örnekler;

İlim Çin’de de olsa gidin arayınız

Hikmetli söz mü’minin yitiğidir, nerede bulursa onu almalıdır.

“Bilmediğini bilmek en iyisidir. Bilmeyip de bildiğini sanmak tehlikeli bir hastalıktır.”

“Gerçek kurtuluş ancak cehaletin ortadan kaldırılmasıyla olur. Cehalet kaldırılmadıkça toplum yerinde kalıyor demektir, yerinde duran bir şey ise geriye gidiyor demektir.”

Farklı millet, din ve inanca mensup insanlarla bir arada hoşgörü içinde yaşamanın önemine ilişkin düşüncelerimizi kompozisyon şeklinde yazalım.

İnsan doğası gereği birlikte yaşama duygusunu içinde barındırır. Bu nedenle bireyler aileleri, aileler ise toplumları oluştururlar. Bir bölgede farklı akrabalık ilişkileri olan insanların bulanabileceği gibi farklı din ve inanca sahip kişilerde bulunabilir.

Toplumda yer alan yasalar din, inanç ve millet gözetmeksizin hepimiz için geçerlidir. Bunun nedeni ise insanların farklı millet ya da inanca sahip olabilecekleri içindir. Eğer insanlar oluşturdukları yasaları etnik kökene göre yapsalardı bir çok yasa uygulamak zorunda kalırlardı. Tüm bunları bırakarak birbirimize saygı duyup, hoşgörü içinde yaşamalıyız. Bizler insanız ve düşünme yeteneğine sahibiz.

Karşımızdaki bireylerinde bizler gibi düşünme hakkının ve karar verme yetisinin olduğunu bilerek onlara saygı duymayı bilmeliyiz. Ancak bu şekilde bir arada olabilir ve yaşayabiliriz.

Hoşgörü toplumun bir arada kalması ve uyum içinde varlığını daim ettirebilmesi adına en önemli şeydir.

Hayatımızda hepimizin başına türlü kötülükler gelmiştir. Bu kötülükler nedeniyle karşımızdaki kişiye çok kızmış hatta nefret etmişizdir. Aslında kimse bilerek, isteyerek kötülük yapmaz. Bunu yapanlarda sadece cehaletten ve bilgisizlikten yaparlar. Aklı selim, düşünceye sahip kişiler asla kötülük yapmazlar, yapamazlar. Çünkü bunun ne kadar yanlış ve zarar verici birşey olduğunu bilirler.

Sonuçlarının ne kadar ağır olabileceğini bilmeyen, bunun yanlış olduğunun farkında olmayan kimseler ise hiç düşünmeden kötülük yapabilirler. Bu onların bilgisizliği, eğitimsizliğinden kaynaklıdır. Eğitim bu nedenle toplum için ayrı bir öneme sahiptir. Eğitilmeyen, bilgi yoksunu kimseler ne k ki kötülük yapma gafletine düşmektedirler.

Kötülük: Kişi yada toplum üzerinde olumsuz etkileri olan eylemdir.

kötülük

Kötülük insanlığın var oluşundan beri dünyamızda yer alır.

İşte bu sözün açıklaması, kompozisyonu bu şekildedir arkadaşlar. Şimdi kötülük neden ve nasıl yapılır bunlara göz atalım.

Kötülük genellikle bizden hoşlanmayan, yada bize engel olmak adına amaç veren kişiler tarafından yapılan eylemdir. Kötülük bizim hayatımıza yansıyan mutsuz olmamıza neden olan bir olgudur. Kişi bizim mutsuz olmamızı, zarar görmemizi amaç edinerek bunu gerçekleştirir.

Örneğin sınıftaki bir kişinin biz ders arasında bahçede oynarken, hazırladığımız performans ödevini yırtması, buna zarar vermesi gibi olaylardır. Gördüğünüz gibi biz bu durumda bir mağduriyete uğrarız. Çünkü kişinin yaptığı davranış nedeniyle biz zarar gördük ve mutsuz olduk.

Peki biz böyle bir kötülük karşısında nasıl davranmalıyız?

Hayatımızın hangi alanında olursa olsun kötülükle karşılaştığımızda dahi sakin olmayı başarmamız gerekir. Aklı başında bir kimse kötülükle mücadelesinde hak ve hukuktan yararlanır. Çünkü bizim özel hayatımız ve yaşantımız başkaları gibi yasalarla koruma altındadır. Kötülük yapan birine ceza vermek yerine onu kanunlara teslim etmek en doğrusudur.

Tabi ki her durumda karşılaştığımız kötülükleri gidip şikayet etmemeliyiz. Karşımızdaki kişinin bilgisizlikten böyle bir davranış sergilediğini hatırlamalı ona doğru yolu göstermeliyiz. Ancak bu şekilde kötülükle mücadele edebilir ve güzel bir yaşam sürebiliriz.

Düşünüyorum da yontma taş devri yada cilalı taş döneminde yaşasaydık hayatımız nasıl olurdu? O zaman ki insanlar da bizler gibi bir şekilde hayatta kalmayı başardı. Onların yerine kendimi koyarak yaşam biçimimi anlatan bir kompozisyon denemesi yapacağız.

O günün şartlarında yaşam hiçte kolay olmamıştır. İnsanlar gıda için az sıkıntı çekse de araç gereç üretimi konusunda büyük zorluklar yaşamışlardır. Bugünün teknolojilerinin olmadığı taş devri döneminde taşların yontularak kesici aletlere dönüştürülmesi ile hayatta kalma mücadelesi verilmiş olabilir. Bu kesici aletleri kullanarak canlıları avlayıp beslenme sağlanmıştır.

Barınma konusunda taşlardan yaptıkları taş evler içinde barınıp bu sayede iklim şartlarından kendilerini korumuşlardır. En azından ben öyle yapardım. Bugünü yaşayıp gören biri olarak o dönemde yaşamak herşeyi elinden alınmış bir insan olmak oldukça zordur.

Cilalı taşlardan ise barınağımızda kullanacağımız kap ve kacaklları yapmakta veya süs eşyaları yapmakta kullanabiliriz. Sanırım o dönemlerde yaşayan insanlar oldukça sade ve monoton bir yaşam sürmüşlerdir.

Mutlaka bizden daha mutluydular fakat biz yinede teknolojinin kıymetini bilmeliyiz.

Avukatlık dünyanın en ilginç mesleklerinden birisidir. Çünkü bu meslekte haklı kadar haksızıda savunmak zorundasınız. Müvekkiliniz kim olduğuna bakmaksızın onunda hakları olduğunu bilerek hakim ve savcı önünde onu temsil edersiniz.

Çocukken avukatlığı sadece adaleti savunan iyilik temsilcisi olarak tanırdık. Ancak durum hiçte öyle değilmiş. Bugün anlıyoruz ki avukat olmak demek müvekkili savunmak anlamına geliyor. Sizin temsil ettiğiniz kişinin suçlu olduğunu bilseniz bile onunda hakları olduğunu bilerek en az cezayı alması için mücadele edersiniz. Kısacası avukatlık bir taraf savunma işlemidir.

Ama gerçek şudur ki; bir insan suçlu bile olsa hakları savunulmalı ve onu temsil eden birileri bulunmalıdır. İşte bunu yapan mesleğe avukatlık denir.

avukatın görevleri

Avukatlar her koşulda mahkeme heyetlerine karşı müvekkilerini savunan kişilerdir.

Avukatlık

Resmi tanım olarak avukatlık bireylerin başka bir kişiyle yada devlet kurumlarıyla meydana gelen anlaşmazlıklarını hukuk bilgisi dahilinde kanunlar önünde ve özellikle mahkemelerde temsil eden, o kişinin haklarını savunan kişiye avukat denir.
  • Avukatlar davasını alacağı kişiyi dinlemeli, kişiye yararlı olabileceğini düşünürse davayı kabul etmekle görevlidir.
  • Almış olduğu dava ile ilgili yasaları incelemek, öğrenmek, daha önce bu tarz davalarda alınmış mahkeme kararlarını araştırmakla görevlidir.
  • Elindeki dava hakkında geniş araştırma ve inceleme yapmalıdır.
  • Müvekkili hakkında açılmış olan davalara temsilen katılır.
  • Davaya tanık olan ilgili kişileri mahkeme heyetine dinletir ve onlara sorular sorar.
  • Mahkemede verilecek kararı müvekkilinden yana olması için araştırma yaparak hazırladığı etkileyici konuşmayı yapar.
  • Mahkeme sonucunda alınan kararların uygulanmasını takip eder.
  • Yeni çıkan yasa ve kanunları takip ederek kendini geliştirir.
  1. Çok iyi, etkileyici sözel hitabete sahip olmalıdır.
  2. Gelişen olayları farklı şekillerde yorumlayabilme ve küçük ayrıntıları bulabilmelidir.
  3. Araştırmacı ve meraklı olmalıdır.
  4. Sorumluluk taşıyan yapıda olmaları gerekir.
  5. Başkalarını etkileyebilecek yapıya sahip olmalıdır.
  6. Suçlu ve suçsuz ayrımı yapmadan müvekkilini her koşulda savunmalıdır.

Okul servis araçlarına binerken ya da bu araçlardan inerken arkadaşlarınızla itişip kakışmanın tehlikeleriyle ilgili gözlemlediğiniz bir olayı anlatınız. Daha sonra bir slogan belirleyerek aşağıya nız.

Birçoğumuz okula gitmek ve evimize gelmek için okul servislerini kullanmaktayız. Biz yapmasak bile bazı arkadaşlarımız bu servis araçlarına biniş ve inişler esnasında kötü şakalar yapmaktadır. Bu şakalar genellikle ilk ben bineceğim, yada ineceğim nedeniyle yapılmaktadır.

Okul servislerine iniş ve binişlerde birbirlerini iten, kakan kişileri sıklıkla görüyoruz. İşte bu şakalar ne k ki bazı kötü sonuçların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Yakın zamanda tanık olduğum böyle bir olayda bir arkadaşım ne k ki yaralandı. Her zaman ki gibi okuldan eve dönerken servis bir arkadaşımızın evinin önünde durdu. Bu noktada inecek üç arkadaşım vardı. Üçü birden kapıya doğru hızla yöneldi ve birbirlerini ittiler. İçlerinden biri ise dengesini kaybederek kaldırıma düştü. Kolunun üzerine düşen arkadaşımız acı içinde kıvranmaya başladı.

Hemen şoför inerek onun yardımına koştu. Belli ki canı çok yanıyordu. Onu bir kenara oturtarak ambulansı aradı. Gelen sağlık ekipleri yaptıkları ilk müdahale ile onu araca bindirerek en yakın hastaneye götürdü. Sonradan öğrendiğime göre arkadaşımızın kolu kırılmıştı. Bu nedenle uzun bir süre okula gelemedi ve eğitimi yarım kaldı. Olaya neden olan arkadaşlarımız çok üzüldü.

Yaşanan bu olay aslında hepimize bir ders olmuştu. Servis şoförünün ve öğretmenlerimizin bizleri bu konuda neden uyardığını çok daha iyi anlamıştık. Okul servislerine binerken yada inerken dikkatli olmamız gerektiğini kötü bir tecrübe ile hepimiz iyice anladık.

Yaşadığımız üzücü olay sonrasında bir daha asla böyle kötü şakalar yaşanmadı. Artık hepimiz daha dikkatli davranıyorduk.

okul servisi

Okul servislerine iniş ve binişlerde sırayla hareket ederek tehlikelerden korunabiliriz.

Okul servislerine iniş ve binişlerde dikkatli olmamızı belirten sloganlar

Servisten inerken itme, arkadaşını incitme
Dikkatli ol arkadaşını üzme
Arkadaşını itme, kendini üzme