madencilik
Dünyamızda yer alan doğal kaynaklar insan yaşamında oldukça değerli bir yere sahiptir. Hayatımızı kolaylaştıran çeşitli araç ve gereçlerin üretilmesinde madenlerden yararlanılmaktadır. Bir devletin ve insanlarının hayat düzeyleri ile ülkede gelişmiş olan madencilik arasında paralel bir ilişki vardır.

Dünya üzerinde yaşamış olan tüm insanlar geçmişten günümüze kadar madencilik konusunda çalışmalar yürütmüşlerdir. Çünkü madenler sayesinde elde edilen araçlar hayatı kolaylaştırmıştır. Bunun sonucunda ise çağdaş ve uygar toplumlar ortaya çıkmıştır.

Madenlerden elde edilen yapısal malzemeler ie Uzay çağı ve sanayi alanında hızlı bir gelişme sağlanmıştır. Öyle ki artık dünyada ülkelerin gelişmişlik göstergesi olan demir çelik sanayisi ve tarımsal faaliyetler madencilik sektörünün desteği ile ayakta durmaktadır.

Günümüzde artık sanayinin tüm dallarında ve günlük hayatımızda kullandığımız herşeyde bir nebze madenciliğin katkısı bulunur. Örneğin bu yazıyı okuduğunuz telefon ya da bilgisayarda bile maden endüstrisinin katkısı bulunur.Hayatımızda önemli bir yere sahip olan madencilik dünyadaki tüm ülkelerde sosyal ve kültürel anlamda gelişmiş olmalarında rol alan önemli bir etkendir. Madenlerden yeterince faydalanamayan toplumlar günümüzde geri kalarak, kendilerini geliştirememişlerdir.

Kısacası maden ürünleri, bir ülkenin ekonomik olarak güçlenmesi, kalkınmasında etkili olan en önemli faktördür.

Dünya üzerinde yer alan bir çok devletin yönetim şekli olarak cumhuriyet benimsenmiştir. Bunun sebeplerinin neler olabileceğini tartışacak olursak kesinlikle halkın devlet yönetiminde söz sahibi olması birinci sırada gelir. Çünkü Cumhuriyet insanlara seçme ve seçilme hakkını tanıyan bir yönetim şeklidir.
Cumhuriyet öyle bir yönetim şeklidir ki yerel yönetimlerden tutunda, milletvekilleri, cumhurbaşkanı gibi yöneticilerin seçme ve seçilmesi hakkını bizlere tanır. Böylesine özgürlüklerle dolu bir yönetim şeklinin dünyada kabul görmesi ve birçok ülke tarafından benimsenmesi kadar doğal birşey yoktur.
29 Ekim 1923 yılında Atatürk ve arkadaşları tarafından ülkemizde ilan edilen ve yürürlüğe konulan Cumhuriyet bizlerin en temel ve değerli hazinemizdir.
Tüketen bir varlık olarak bizler her zaman yiyecek ve içecek satın almaktayız. Ancak aldığımız bu besinlerin sağlığımız için ne kadar zararlı olduğunu bazen düşünemiyoruz. Örneğin bir markete girdiğimizde günümüzde aklımıza ilk gelen kola ve cips ya da çikolata geliyor.Ama bu ürünlerin bizlerin sağlığına doğrudan bir tehdit olduğunun farkında bile değiliz. Bunun farkına varan Milli Eğitim Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı ortak bir çalışma yürüterek okul kantinlerinde kola, cips gibi birçok ürünün satışını yasakladı.

En sağlıklı besinler bizlerin büyüyüp gelişmesine katkı sağlayacak gıdalardır.

Aldığımız ürünlerin üzerinde yer alan içindekiler bölümünü incelemeli eğer bilgimiz varsa buna göre değerlendirmeliyiz. Herhangi bir bilgimiz yoksa doktorların, sağlık programlarının önerdiği ürünleri satın alabiliriz.

alış veriş

Hepimiz için faydalı olan et, süt gibi ürünleri de satın almadan önce dikkat etmemiz gereken bazı hususlar vardır. Bunlar;

  1. Besinlerin son tüketim tarihleri üzerinde yer alıyor mu? ve son kullanma tarihi geçmiş mi?
  2. Yiyecek ve içecekler temiz, sağlıklı koşullarda satılıyor mu?
  3. Yiyeceklerin üzerinde TSE, üretici firma gibi bilgiler yer alıyor mu?

İşte bu bilgiler bizlerin en iyi ve sağlıklı gıdaları tüketmemiz için önemli bilgilerdir. Tüm yiyecek ve içecek alış verişlerimizde bu makalenin ışığında faydalanabilirsiniz.

Bugün demokratik olan her ülkede sahip olduğumuz haklara sahibiz ve kullanmaktayız. Eğer bizlerde komünist rejimlerde olduğu gibi bir ülkede yaşıyor olsaydık bir çok hak ve hürriyetimize sahip olamazdık. Bugün neler yapabildiğimizi düşünecek olursak seçme ve seçilme hakkımız var, devletimizin sağladığı her türlü kolaylıktan yararlanıyoruz ve özgürce yaşıyoruz.

Peki özgür olmayan bir ülkede yaşıyor olsaydık?

Başımızdaki yöneticileri seçemezdik, mal ve mülk sahibi olamazdık, devlet gözünde değerli bir vatandaş olamazdık. Belki de insanlar dil, din ve ırk hatta cinsiyet nedeniyle bir çok hakka sahip olamazdı.

Örneğin günümüzde Çin devletinde evli çiftler istediği kadar çocuk sahibi olamıyorlar. Ne yazık ki dünyamızda hala bu tarz ülkeler var.

Bir diğer örnek ise Arakanda müslümanlar inançları nedeniyle katledilmektedirler.

 

Doğuştan ya da sonradan meydana gelen sorunlar nedeniyle, herhangi bir organını kaybetmiş, vücut fonksiyonlarını tam olarak yerine getiremeyen kişilere engelli denir. Bu durum özellikle ülkemizde çok fazla görülmektedir. Çünkü trafik kazaları ve akraba evlilikleri bu gibi sorunları beraberinde getirir.

Engelli bireyler hayatlarında normal insanlara göre çok daha fazla sorunla karşılaşmaktadır. Çünkü sokaklar, sosyal hayat hep normal insanlara göre yapılmaktadır. Bu nedenle bu tür bireylerin adapte olması, bizler gibi yaşaması oldukça güç olmaktadır.

İyi bir insan olarak bizlerin engelli bireylerin sıkıntılarına çözümler üretmek ve onların dertlerine ortak olmamız gerekir. Peki nasıl?

Çevremizde mutlaka gördüğümüz engelli biri vardır. Onların önemli olduğunu hissettirmek, bazen bir hal hatır sormak onları mutlu edebilir. Ancak bu hiçbir zaman yeterli değildir. Yapılması gerekenler ise şunlardır;

engelli

  • Yaşam alanlarını onların uyum sağlayacağı şekilde yapmalıyız.
  • Onların da toplumun bir parçası olduğunu hatırlamalı ve onlara hissettirmeliyiz.
  • Sosyal faaliyetlere onları da dahil etmeliyiz.
  • Bilinçli bir birey olarak akrabamız olsun ya da olmasın onlara vakit ayırmalı, hoş sohbetler etmeliyiz.

Aklıma gelenler bunlar arkadaşlar. Sizlerin bu konu hakkındaki düşünceleriniz nelerdir çok merak ediyorum?

Hayatımızın önemli bir parçası olan elektriğin geçmişi çokta eski değildir. Milyarlarca insan elektriksiz bir dönemde yaşadı ve hayatını bu dünyada sürdürdü. Elektriksiz bir hayatı bizler bugün düşünmek bile istemiyoruz. Çünkü çevremizde yer alan tüm araç ve gereçler elektrik enerjisi ile çalışmaktadır.

Şöyle bir düşündüğümüzde televizyon, bilgisayar ve cep telefonları ilk olarak aklımıza gelen elektrikli araçlardır. Yaşadığımız bir evdeki lambalar, buzdolabı, çamaşır makinesi gibi hayatımızı kolaylaştıran araçlarda bu enerji ile çalışmaktadır.

Elektriksiz bir dönemde yaşayan insanlar nasıl hayatlarını sürdürdüler?

Bu kadar çok elektriğe bağımlı insanlar olarak bizden önceki dönemlerde yaşayan insanların nasıl hayatlarını sürdürdüklerini düşünmeden edemiyoruz. Tabi ki bugün kullandığımız birçok aracın benzerini onlarda kullanmaktaydı. Örneğin lambalar yerine meşale ve gaz lambaları ile aydınlatma sağlıyorlardı.

Çok eski insanlar besinlerinin bozulmasını engellemek için gıdalarını ambalajlayarak mağara, toprak ve bal içine saklıyorlardı. Sonuç olarak kendilerince çözümler üretiyorlardı.

Muhtemelen bizim kadar vakit geçirecek eşyaları ve araçları yoktu. Ancak onları özel kılan bir şey vardı ki oda birbirleriyle daha çok vakit geçiyorlardı.

II.Meşrutiyet Osmanlı Devleti’nde 23 Temmuz 1908-21 Aralık 1918 yılları arasındaki dönemdir.Osmanlı Devletini döneminde daha öncesinde meşrutiyet ilan edilmiş ve II. Abdülhamit tarafından kaldırılmıştır. Bu olay sonrasında Abdülhamit karşıtlarının yaptığı baskılar sonucu yeniden ilan edilmiş ve yeni yönetim şekli gelmiştir.
abdülhamid han

II.Meşrutiye için Osmanlı Devletine Baskılar

Sultan Abdülhamit Han Kanun-i Esasi ve binirnci meşrutiyeti kaldırarak ülkede kesin bir yönetim sağlamıştır. Tek adam olarak devleti yönetmekteydi. Bu durum sonucunda dönemin jön türkleri Abdülhamit karşıtı bir hareket içine girdiler.

1902-1906 yılları arasında faaliyetleri yoğunlaştı. Okullar ve askeriye içerisinde örgütlenerek Abdülhamit’e baskı yapmayı hedeflediler. İlk amaçları Kanun-i Esasiyi yeniden ilan ettirmekti.

Yıl 1907’de muhalif İttihak ve Terakki cemiyeti Selanik ve Paris gruplarını bir araya getirerek örgütledi, ülkede isyanlar çıkardı.

İlerleyen dönemde ise bazı askerler Makedonya’da dağa çıkarak Osmanlı yönetimine isyan ettiler.

Selanikte çıkan bir takım ayaklanmaları bastırmak üzere Osmanlı Devleti Şemsi Paşayı gönderdi. Ancak manastır ayaklanmasında Şemsi Paşa vurularak öldürüldü.

İttihak ve Terakki açık açık meşturiyetin ilan edilmesi konusunda çağrı yaptı. Ayrıca eğer ilan edilmezse veliahdın Rumeli’de padişah olarak ilan edileceğini, emrindeki büyük bir orduyla İstanbul’a geleceği şantajı yapıldı.

II.Meşrutiyetin ilanı

Makedonyada II.Meşrutiyetin ilan edilmesi ve gelen baskılar üzerine 23 Temmuz 1908’de yeniden ilan edilmiştir.

İlan edilmesi ile birlikte Abdülhamit’e bu kez seçimlerin yapılması konusunda baskı uygulandı. Yapılan seçimler sonucunda İttihak ve Terakki destekli Vahdettin tahta geçirildi.

Tahtı yöneten İttihak ve terakki Osmanlı Devletini I.Dünya Savaşına soktu ve yenilgiye uğradı.

II.Meşrutiyet meclisin 21 Aralık 1918 yılında dağıtılması ile ortadan kalktı. Hukuki olarak son bulması ise 1922’de saltanatın kaldırılması ile gerçekleşmiştir.

Hepimizin bildiği gibi demokrasi ilkeleri toplumsal yaşamın korunabilmesi için vardır. Bu nedenle oldukça önemli ilkelerdir. Bu ilkeler milli egemenlik, özgürlük ve eşitlik, özgür seçimler, siyasi partiler, hukukun üstünlüğü ve çoğunluk yönetimidir.

Bu ilkeler toplumun tüm isteklerini cevaplamak ve adil, herkesin temsil edildiği bir yönetim şeklinin oluşması için vardır. Hukukun her alanda üstün olması hepimiz için geçerlidir. Hukuk nedeniyle ayrımcılık gibi bir durum söz konusu olmaz. Siyasi partilerin varlığı ise toplumda yer alan farklı görüşlerin mecliste temsil edilmesi hedefiyle vardır.

Her birey eşit ve özgürlük içinde yaşama hakkına sahiptir.Bu da demokrasinin ilkelerinin en önemlisidir. Bireylerin adaletli bir şekilde toplumda yer alabilmesi adına özgür ve eşit olmaları gerekir.

Sonuç olarak demokrasinin her ilkesi bir toplum olan ülkemizin huzur ve refah içinde yaşaması için vardır.

İletişim teknolojisi her geçen gün hızla gelişmektedir. Bu gelişim sayesinde insanlar birbirleriyle daha kolay ve kaliteli iletişim kuruyorlar. Bunun etkisiyle ülkeler arasındaki ekonomik ilişkilerde çok farklı boyutlara ulaşmış durumda.

Geçmiş dönemlerde insanların farklı ülkelerden ticaret yapması oldukça zordu. Çünkü insanlar hangi ürünü nerede bulacağından emin değildi. Ayrıca ürünü herhangi bir ülkede bulmuş olsa bile kalitesi, fiyatı konusunda bilgi edinmekte güçlük çekiyordu. Neyse ki teknolojik imkanlar artık bireylerin ürünü video ve resim olarak görmemize, hatta ürün temin edecek kişilerin bize bilgi vermesine olanak sağlıyor.

2000’li yıllardan sonra internet kullanımının artmasıyla birlikte bireyler farklı ülkelerde yaşayan kişilerle ticaret anlayışlarını geliştirdiler. Hal böyle olunca ülkelerin ekonomik olarak kalkınmasına katkı sağlandı. İlerleyen teknoloji ile birlikte ülkeler arası ekonomik işbirliği giderek güçlendi.

İletişimin her konuda en etken rol oynadığı bu şekilde bir kez daha kanıtlanmış oldu.